Pages

17 Eylül 2018 Pazartesi

MİGEM'DEN MÜJDELİ HABER GELDİ

Son zamanlarda tüm maden mühendislerinin bu haberi heyecanla beklediği malumunuz. O karar çıktı herkese hayırlı uğurlu olsun. Peki neydi bu beklenen haber. 

TMMOB Maden Mühendisleri odasınca tertip edilen Teknik Nezaretçilik eğitimine katılanların madencilik sektöründe çalışma süresine bakılmaksızın bu sertifikaların Daimi Nezaretçilik sertifikası olarak düzenlenmesi. Daha önceden madencilik sektöründe 5 yıl ve daha fazla çalışanlar için tanınan bu hak şimdi tüm Teknik Nezaretçi sertifikası olanlara tanınmışır. Ama burada dikkat edilecek husus şudur ki; 6592 sayılı kanun yürürlüğe girmeden önce alınan düzenlenen Teknik Nezaretçi belgesine sahip olmaları. Yani Şubat 2015 öncesi alınmış olan  Teknik Nezaretçi sertifikaları bu kapsamda değerlendirilecektir.



MİGEM tarafından yayınlanan duyuru metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.  http://www.migem.gov.tr/Duyurular/teknik_nezaretci_belge.aspx


Teknik Nezaretçi sertifikası olmayanlar ise halen devam eden  MİGEM ve ELTEM-TEK bünyesindeki eğitimlere kaydını yaptırıp sınavdan geçer not aldıklarında Daimi Nezaretçi sertifikaları düzenlenecektir. Bu eğitim hakkında bilgi almak ve kayıt olmak için tıklayınız.


Teknik Nezaretçi sertifikası olup Daimi Nezaretçi sertifikası olarak düzenlenmesini talep edenler bir dilekçeyle MİGEM'e başvuracaklar. Dilekçede TCKN, Oda Sicil No ve iletişim bilgileri kesinlikle yer almalıdır. Ayrıca  daha önce alınan Teknik Nezaretçi belgesinin aslı veya bu belgeye sahip olduğuna dair MMO tarafından onaylı bir yazı dilekçede ek olarak yer almalıdır. Şayet daha önce Teknik Nezaretçi olarak atanmışlığı var ise bu belgelere gerek duyulmamaktadır.


Başvuruda bulunmak isteyenler için hazırlamış olduğum örnek dilekçe için linki tıklayıp dosyayı indirerek düzenleyebilirsiniz.


Kazasız çalışmalar dilerim.

21 Eylül 2017 Perşembe

Yeni Maden Yönetmeliğinde Neler Var?

Uzunca bir süredir sektörün beklediği yönetmelik sonunda yayınlandı. Devletimize, milletimize ve tüm sektör çalışanlarına hayırlı olsun.
21 Eylül 2017 tarihinde 30187 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Maden Yönetmeliğinde bazı hususların değiştiğini veya yeni maddeler ile güncelleştiğini görmekteyiz. Bunlardan daimi nezaretçi ve daimi nezaretçi adaylarını ilgilendiren en dikkat çekici yenilikler aşağıda sıralanmıştır.

  • Artık yeni Daimi Nezaretçi atamalarında, Daimi Nezaretçilik eğitimi alındığını gösterir sertifika ( Tıpkı daha önceden Maden Mühendisleri Odasınca tertip edilen Teknik Nezaretçilik Eğitimleri gibi Eğitim; teorik ve uygulamalı olarak verilir. Bu eğitim sonucunda Genel Müdürlükçe sınav yapılır, sınavda başarılı olanlar adına Ek-1’de yer alan daimi nezaretçi sertifikası düzenlenir.
  • 6592 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce teknik nezaretçi belgesine sahip olanlar daimi nezaretçi olarak atanabilir.
  • Daimi nezaretçi sertifikası beş yıl süre ile geçerlidir. Sertifika süresi dolan daimi nezaretçiler, yenileme eğitimine tabi tutulur. Yapılan sınavda başarılı olmaları halinde sertifika yenilenir.
  • Aynı ruhsat sahasına, ruhsat sahibinin talebi doğrultusunda birden fazla Daimi Nezaretçi ataması yapılabilecek( Atanan her daimi nezaretçi raporlarını ayrı Daimi Nezaretçi defterine yazacak)
  • Daimi nezaretçi defteri en geç haftada bir doldurulur. 
  • Maden işletme faaliyetinde bulunulan her ruhsat için en az bir maden mühendisi daimi nezaretçi olarak atanır. İstifa eden veya azledilen nezaretçiler, aynı yıl içinde en fazla üç defa daimi nezaretçi olarak atanabilir.
    Yeraltı üretim yöntemi ile faaliyette bulunulan ruhsatlar hariç olmak üzere; işletme izin alanları arasında kuş uçuşu en fazla 20 km. mesafe olan ve toplam üretim miktarı II. Grup (b) bendi maden ruhsatlarında toplam 15.000 m3/yıl diğer grup ruhsatlarda ise toplam 300.000 ton/yılı geçmeyen aynı ruhsat sahibine ait en fazla üç ruhsata bir daimi nezaretçi atanabilir. Her bir ruhsat için ayrı bir nezaretçi defteri tutulur. Bu üretim miktarları aşıldığı takdirde bu ruhsatlardaki işletme faaliyetleri durdurulur. Her bir ruhsata nezaretçi ataması yapılmadan işletme faaliyetlerine izin verilmez. Bu ruhsatlar için istisna hükmü uygulanmaz.
  • Daimi nezaretçinin yasal izin, rapor veya görevli olduğu süreler tek seferde on beş (15) iş gününü aşarsa yeni daimi nezaretçinin atanması zorunludur. Ruhsat sahibi, on beş iş gününe kadar olan süre içerisinde bir maden mühendisini nezaretçi olarak görevlendirir. Bu durum nezaretçi defterine yazılır.

Diğer hususlardaki maddelere aşağıdaki linke tıklayarak yeni maden yönetmeliğine ulaşabilirsiniz.

Yeni Maden Yönetmeliği

27 Mart 2016 Pazar

Daimi Nezaretçilik Sistemi Daim Olur Mu?

1985 yılında kabul edilen 3213 numaralı maden kanunumuz da tıpkı anayasamız gibi yamalı poğaça halini almıştır. Bu yamalardan en yenisi 2015 yılında yapılan değişikliklerden birisi teknik nezaretçiliğin kaldırılıp yerine daimi nezaretçilik sisteminin zorunlu olması. 18 Şubat 2016 itibari ile tüm maden sahalarında görevli teknik nezaretçilerin görevleri MİGEM tarafından sonlandırılımış ve en geç bir yıl içerisinde üretim yapılan veya yapılacak olan maden sahasına daimi nezaretçi atanması zaruriyet olmuştur. Aksi olduğu takdirde ise her ruhsat sahası için 30.000TL cezai müeyyidesi, ruhsat sahibi tarafından ödenecektir.

Kısa bu bilgilendirme sonrası, asıl konumuz teknik nezaretçilik ile daimi nezaretçilik sistemini kıyaslamak, eleştiri ve önerilerde bulunmak isterim. Teknik Nezaretçilik sistemi ile I(a) ve I(b) grubundan 5 adet, diğer maden gruplarından da 5 olmak üzere tüm Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisindeki maden sahalarında teknik nezaretçilik yapmak mümkündü. Bu görevi, ilgili ruhsat sahasında bulunan maden işletmesinde sigortalı olarak görev yapan maden mühendisleri yapabildiği gibi kendi serbest olarak  veya bir mühendislik firması personeli olarak bu hizmeti ruhsat sahiplerine veriyordu. TMMOB Maden Mühendisleri Odasının belirlediği asgari hizmet tarifesi maalesef maden mühendisleri tarafından uygulanmıyor ve bunun sebebini de serbest ekonomi ve rekabet koşullarına bağlayarak çok düşük fiyatla bu hizmetleri verenler ortaya çıkmıştı. İşin ilginç yanı ise hiç görmediği, gitmediği maden sahalarına “Teknik Nezaretçi” olarak atanıyor sözde hizmet veriyorlardı. Bu olay zamanla maden ocaklarında yaşanan iş kazaları veya iş cinayetlerinin artması sonucu sorgulanmaya başlamış ve çok tehlikeli iş yeri kapsamına giren maden ocakları için İş Güvenliği hizmetleri alması (Risk analizleri, İş Güvenliği Uzmanı,İş yeri hekimi vs.) şart koşulmuştur. Bunun neticesinde de Teknik Nezaretçi ve İş güvenliği Uzmanı arasında sorumluluk paylaşımı, iş verenin bu konuda tüm mesuliyeti kendisi haricinde teknik ekibe yükleme hissiyatı doğmuş  ve sonunda yine bu kazalar, facialar eksilmemiş aksine artmıştır.
İşte bu problemi çözmek adına ve istihdama katkı sağlamak arzusuyla her ruhsat sahası için Daimi Nezaretçi Maden Mühendisi atanması zorunlu kılınmıştır. (18 Şubat 2016’dan sonra her ruhsat sahasına Daimi Nezaretçi atanmasına dair MİGEM yazısı http://www.migem.gov.tr/duyurular/genel/Daimi%20Nezaret%C3%A7i%20Atama%20Esaslar%C4%
B1.pdf  )

Sektör temsilcileri bu yeni bilgiyi duyar duymaz hemen öfkelenmiş ve mühendis istihdamına olanak sağlayacak bu hareket onlar için ekstra bir maliyet gibi görülmüştür. Empati yapılırsa, bir iş verenin/firmanın birden fazla hatta onlarca ruhsat sahası olunca her ruhsat sahası için daimi nezaretçi atanması, maddi açıdan zor duruma bırakacaktır. Ancak maalesef sektör temsilcileri, TMMOB tarafından belirlenen asgari ücret tarifesini zaten uygulamıyor iken mühendise saygısızca” sadece diplomanı istiyoruz,imzan gerekli” gibi tavır takınan firmalarında sayısı az değil.
Peki, daimi nezaretçilik sistemi bu sorunların çözümü olabilecek mi? Çözüm olması için maden kanunu ile birlikte İş Sağlığı ve Güvenliği kanunuda gözden geçirilmeli ve sektörel olarak yönetmelikler yenilenmelidir. Bu temel çözüm olmadıkça bu daimi nezaretçilik sistemi, diploma kiralamalara, ofis kapatmalarına, düşük ücretle mühendis çalıştırmaya ve daimi nezaretçilerin günah keçisi olarak görülmesine yol açacaktır.



Neler Yapılmalı?
Daimi Nezaretçilik sistemi daim olması için yani sürdürülebilir ve sağlıklı bir sistem olması için bunlar yapılmalıdır:
Daimi Nezaretçi atanmadan önce o ruhsat sahası için kesinlikle İş güvenliği uzmanı atanmış olması gerekli,
Daimi Nezaretçi ücreti MİGEM başkanlığında oluşturulan bir fon ile ruhsat sahibi SGK tarafından belirlenen meslek kodlarına ve MMO asgari ücret tarifesine göre o fona yatırmalı,
Tüzel kişilik kavramı detaylandırılmalı ve mühendislik-müşavirlik hizmeti veren ofislerin kepenk kapatmaları engellenmesi adına daimi nezaretçilik sistemi ile teknik nezaretçiliğin de devam etmesi,
Teknik Nezaretçilik sisteminde bölge veya komşu il sınırları getirilmelidir.

Ülkemizin kalkınması ve sektörün gelişmesi adına işvereninden işçisinde kadar herkesin hakkı korunmalıdır ama günümüzde emekçinin maaşını ve iş güvenliği maliyetlerini çok büyük problem gibi gören sektör temsilcileri yakın zamanda yaşadığımız Soma ve Ermenek faciaları ders olmalıdır. Bunun yanında çevreci madencilik kavramına da hepimiz alışmalıyız. Doğaya saygıyı yitirdiğimizde insanlıkta biter. 

Kazasız çalışmalar...

21 Mart 2016 Pazartesi

Yerelden Genele Nasıl Bir Gençlik ?

Demokrasi düşmanı olan darbelerden maalesef ülkemizde nasibini almıştır. Ve bu olumsuzluklar maalesef gençlere yansımıştır. Bu yansıma da görüş bildirememe, asosyal olma, yeniliklerle birlikte gelişememe ve sosyokültürel pasiflik almış başını gitmiştir. Görüş ayrılığından doğan düşmanca yaklaşımlar, anlayışsızlık ve empati kuramama bu cennet vatanın kanayan yarası olmuştur. 

İşte bu noktada büyüklerin başaramadığını gençler büyük bir cesaret ve erdem göstererek farklı seslerle farklı desenleri bir kapta yani bir platformda toplayıp kırmadan, dökmeden, ötekileştirmeden ortak payda da yani gençliğin ferah ve refah seviyesinde yaşamasını öngören bir ülke olma yolunda neler yapılmalı ya da neler yapılmamalı sorularına yanıt vereceğimizin ve bu konuda fikir alış-verişleri ile daha güzel sonuçlara ulaşmayı görev bilineceğinin tüm gençlere aşılanması gerekmektedir. Dolayısıyla her ne kadar gazeteciliğin temel kanunu gibi gözüken 5N 1K sorularına, hayatın tüm alanında cevap aramalıyız. Bunlardan biride gençlerin geleceğine yönelik olmalı. Bu soruların içinde yanıt olarak yer alan tarihimizi tanımak ve tanıtmak, bunun sonucunda dersler çıkararak geleceğe yönelik kendi neslimizi ve bizden sonraki nesilleri ilim-irfan çerçevesinde, sanat sevgisi kazandırırken, topluma faydalı birer genç olma yolunda nasıl ilerlenebilirliği bulmak ana gayemiz olmalıdır.

Türkiye'de ilkokullarda çevre temizliği dersi verilirken önce herkes kendi evinin kapısının önünü temizlemelidir sonra sokağına ve mahallesine gereken hassasiyet gösterilmelidir denirdi. Bundan hareketle, gençliğin aktif bir gençlik olmasıda yerelde başlamalıdır. Mahallesinden, şehrine ve oradan tüm yurda yayılan bir ağ oluşturulmalıdır bu ağ oluşturulurken sadece sportif ya da kültürel faaliyetler olmamalı o bölgenin diğer sorunları ile de ilgilenmeli, gençlerin görüşlerine yer verilmelidir. Bu sadece gençlik meclisi veya ayrı bir zümre ile sınırlandırılmamalı, her görüşten gencinde yer alabileceği aylık veya belli periyotlarla oluşturulacak yerel gençlik toplantıları düzenlenmelidir ve orada çevresel, bilimsel, mimari her konu (gündemde ne tartışılıyor ise) o zirvedeki gençler ile istişare edilmelidir. Ancak burada şuna çok ama çok dikkat edilmelidir ki, söz konusu toplantıya katılacak arkadaşlardan kesinlikle siyasi propaganda vs. bir hale dönüştürülmemesi önemle rica edilmeli ve uyarılmalıdır. Aksi olduğunda ise maalesef dostane bir havada kurulan arkadaşlıklar veya ilişkiler bu toplantının sağlıksız ve siyasi bir buluşma olmasının yolunu açar. Ancak şu da bir gerçektir ki, etrafımıza baktığımızda ülkemizin gençliği farklı seslerde ve görüşlerde de olsa ortak payda da buluşmanın yolunu, büyüklerden daha güzel bir şekilde başarıyorlar.

Ülkemizde işe başlama ne yazık ki, bir eğitim kurumundan diplomayı aldıktan sonra başlanılabilirliği göstermektedir, ama sınırlarımızın dışına çıktığımızda öğrencilerinde kendi girişimleri ile şirket kurabildikleri (gerekli yasal düzenlemeler ile) ve az-çok demeden bir gelir elde ettikleri hatta istihdama katkı sağladığı bellidir. Aynı durum bizim ülkemizde ender bir durumdur. Öğrencilik hayatında aklına gelen bir girişimcilik maalesef eğitim sonrasına erteleniyor. Çünkü maddi-manevi destek çok az, burada görev Ticaret&Sanayi Odalarına düşüyor. Dediğim gibi gerekli yasal düzenlemeler ile yani bunlar karşılıksız kredi miktarlarından tutunda, sektörde o işten yararlanabilecek olanları buluşturma vs. organizasyonlar ile öğrencilerinde hayata mezun olmalarını beklemeden atılabilmelerinin önünü açmak gerekir.


Bunun yanında mesleki odalarla birlikte yerelde bulunan ticaret&sanayi odaları ve üniversitenin aktif üçlü mekanizmalarını çalıştırılması gerekir.
Bunlar, sektöre kalifiyeli eleman yetiştirmenin bir ayağı olarak teorik bilgilerin uygulamalar ile birleştirilmesi sonucunda öğrencinin staj hakkı aktif şeklide sağlanmalıdır. Bölgede bulunan meslek liseleri ve üniversite öğrencileri mesleki-sektörel ulusal fuarlara gitmesi sağlanmalıdır. Hatta belli bir ders başarı hedefini tutturabilen üniversite öğrencileri (yerelde) sektörel uluslararası fuarlara götürülmelidir ki, ufukları açılsın.

Konuların aydınlatılmasında aslında gençliğin de okuması arttırılmalıdır. Ülkemizde kitap okuma oranı yaklaşık %5 iken, TV izleme oranı ise %95’lerde. Bu acı istatiksel bilgi tüm sorunların sebebidir bence. Etrafımızda ki arkadaşlara en son okuduğun kitap ne dediğimizde aldığımız cevap: “Cin Ali” belki latifeli bir yaklaşım gibi görünsede acı olan ilköğretim sonrası hiç ama hiç kitap okumadığını söyleyenlerin olması. Buna naçizane önerim ise yerel bazda resmi ve özel sektörlerin ortak bir organizasyonu ile yaşlara göre üç ayrı kategoride aylık kitap okuma yarışmaları düzenlenmelidir. Bu sayede söz konusu ödül için ister istemez bir yarış, bir okuma hırsı ortaya çıkarılmış olacaktır. Kaldı ki,  sürekli olmasada bi r defaya mahsus bunu yapan şehirlerimiz var ve o bölgede bahsi geçen kitabın satış rekoru kırdığıda aşikardır. İşte burada da şuna dikkat edilmelidir ki, kitap okuma yarışması yapılırken kitap seçimi aklıselimle ve yarışma komitesinin ortak görüşünün yanında halka uygunluğuda önem arz etmektedir ve son olarakta yazar-yayınevi desteğide unutulmamalıdır. Yarışmaya güvenin olması için değerlendirmelerinde şeffaf olması gerekir.

Bu ve bunun gibi daha nice fikirlerin ortaya atılması adına yerel basın ve ulusal basında siyasi-ekonomi sayfalarının yanında tam sayfa gençlik bölümünde genç kalemlere yer verilmelidir. 

Artık gençler,  gelecek için değil, içinde bulunduğumuz zamanda  her alanda “Biz de varız” diyorlar.