Pages

11 Mart 2015 Çarşamba

Sosyal Sorumlu muyuz?

Sosyal Sorumluluk, evet bu kavram son yıllarda iyice ünlü oldu diyebilirim. Ancak ünlü olduğu kadar samimiyetide sorgulanmaya başlayan bir kavram. Aklıma takılan şu sorulara ise yanıt aramak gerektiğini düşünüyorum.
Kaçımız gerçekten sosyal sorumlu bireyleriz?
Peki gerçekten bu kavramın içini doldurarak hareket ediliyor mu?
Bu kavramı tekeline almak isteyen sivil toplum kuruluşları var mı?
En önemlisi şirketlerin bu kavramı kullanarak yapmış olduğu çalışmalarda ne kadar samimiler?
Şirketler, STK'lar medyatik olmuş kişileri, bu kavram ile buluşturarak neyi amaçlıyorlar?

Bu soruları okurken bile insan şüpheleniyor değil mi? Maddi-manevi destek olmaya çalıştığımız sosyal sorumluluk kampanyaları gerçekten ihtiyaçları, sıkıntıları, dertleri giderip yüzleri güldürüyor mu diye içimize kurtlar düşmüştür hepimizin. Ama içimize kurt düştükten sonra nedir ne değildir diye araştırma yapmadan, sorgulamadan direkt ön yargılarımız ile bir kişiyi veya bir kurumu hedef tahtasına oturttuğumuzda doğrudur. Bunun sebebi ise samimiyetsizliktir ve şeffafsızlıktır diyebilirim.


Sosyal Medyanın geliştiği günümüzde çoğu gençler eğitim hayatı boyunca bu tür sosyal sorumluluk kampanyalarına katılmakla birlikte kendileride birer kampanya yaparak gönüllülük sergiliyorlar. Çünkü kendilerini sosyal sorumlu birey olarak görerek çevresi için, ülkesi için ve dünyası için bir iyilik yapma gereği duymaktalar. En çok aktif oldukları sosyal medya mecrası ise instagram. İnstagram üzerinden çoğu köy okullarında görev yapmakta olan öğretmenlerin


talebiyle, kalem, kitap, bot vb. ihtiyaçlar yerine ulaştırılıyor. Kısaca bir köprü vazifesi görüyor o gençler.
Sosyal sorumlu olmak çok zor değildir elbette, bu misyonu hepimiz üstlenebiliriz ve sadece maddi yardım olarakta bakmamak gerek. Sosyal sorumlu birey olmak sadece insanların dertleriyle hemhal olmak değil, ağaçlara doğaya, hayvanlara da sevgi ve şefkatle yaklaşmak, yaşanılan problemlere çözüm aramaktır sosyal sorumlu olmak.

Şimdi yukarıdaki sorularla bağlamak gerekirse olay şu: Hani şu devasal firmalar ünlü isimler ile çarşaf çarşaf haber olan sosyal sorumluluk kampanyalarını ben pek samimi bulmuyorum çünkü ana gayeleri kendi firmalarının az maliyetle reklamını yapmak. Firmada reklamını yapmakta, medyatik kişide. E zaten o ünlü reklama mı ihtiyacı var ki diye düşünebilirsiniz haklı olarak ama şunuda unutmayalım ki gündemde kalmak diye bir tabir var sosyete camiasında bu da bir gerçek. Ama tüm bunlar yaşanırken gerçekten samimi bir şekilde iyilik peşinde koşan gerçek sanatçılarda var haklarını yememek gerek. Bu büyük firmaların, holdinglerin yanında bazı STK'larda samimiyetsiz. Neden mi? Çünkü sadece kendi ideolojisine yakın ve o hedefler doğrultusunda bu kampanyaları yürütüyorlar. İnsanları kutuplaştıran, ayıran her türlü ayrımcılığa karşıyım. Dolayısıyla ayrım yapılarak yapılan sözde iyilikler, iyilik değil birer kötülüktür bence. Kamu kurumlarından bu tür faaliyetler az da olsa gerçekleşiyor ama bürokrasi denen illet yüzünden ya gecikiyor ya da amacına ulaşamadan raftan kaldırılıyor. Belki kamu kurumlarında da siyasi bir ayrım yapılıyor hepimiz duyuyoruz, okuyoruz.

İşte sosyal sorumluluk adına tüm faaliyetlerde öncelikle samimiyet olmalıdır. Ve yine son zamanlarda meşhur olan ve sözde elitlerin kullandığı bir kavram daha var sürdürülebilirlik yani istikrar da diyebiliriz.Yeter ki her vatandaş samimi bir şekilde sosyal sorumlu olmalıdır. Sosyal Sorumlu olmadığını hissetmeyen bireyin veya grubun sosyal sorumluluk projesi yapmasıda tezatlıktır. Peygamber efendimiz Hz.Muhammed (s.a.v)'in çok güzel bir sözü vardır hepiniz bilirsiniz;  "Komşusu açken, tok yatan bizden değildir". Bu hadisten hepimiz kendimize ders çıkarmalıyız inancımız ne olursa olsun veya inanmasakta hiç bir şeye yeter ki insan olalım!
Bu ülke bizim,bu dünya bizim hepimizin, unutmayalım.



Sosyal Sorumlu bireyler olmamız dileğiyle...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder